TASAVVUF NEDİR?

Ta­sav­vuf ye­ni bir din de­ğil­dir, di­ni an­lat­ma­nın ve ya­şat­ma­nın en ko­lay yo­lu­dur. Al­lah ve Re­sû­lü’nün (s.a.v) öğ­ret­ti­ği edep üze­re ku­rul­muş mâ­ne­vî ve ah­lâ­kî eği­tim sis­te­mi­dir. Te­mel me­to­du, aşk ile gö­nül­le­ri Hakk’a bağ­la­mak­tır. Te­mel usu­lü, töv­be, ih­lâs, farz­la­rı eda, ha­ram­la­ra ve­da, zi­kir, ra­bı­ta, soh­bet, hiz­met ve edep­le nef­si ter­bi­ye et­mek­tir. He­de­fi, Al­lah Te­âlâ’nın rı­za­sı­na ulaş­mış kâ­mil in­san ye­tiş­tir­mek­tir.

 

Ta­sav­vuf ter­bi­ye­si­nin mer­ke­zin­de kâ­mil mür­şid bu­lu­nur. Tıp­kı Hz. Re­sû­lul­lah’ın (s.a.v) ken­di­si­ne tâ­bi olan sa­hâ­be­le­re fe­yiz ve­rip, aşk aşı­la­yıp, ör­nek olup ken­di­le­ri­ni eği­tti­ği ve ter­bi­ye et­ti­ği gi­bi.

 

Mür­şid, bu yol­da mâ­ne­vî eği­ti­mi­ni ta­mam­la­mış ve­lî­ler ara­sın­dan se­çi­le­rek gö­rev­len­di­ri­lir. Bu gö­re­vi ona halk de­ğil, Ce­nâb-ı Hak ve­rir. Yü­ce Al­lah’ın mu­ra­dı böy­le­dir. Al­lah Te­âlâ, Hz. Pey­gam­ber’den (s.a.v) son­ra ye­ni bir pey­gam­ber gön­der­me­ye­ce­ği için, onun üm­me­ti­ni ba­şı boş bı­rak­ma­mış­tır. Rah­me­tiy­le on­la­rı hak yo­la da­vet ede­cek, ken­di­le­ri­ne bu yol­da ör­nek ola­cak, mâ­ne­vî ter­bi­ye­le­ri­ni ger­çek­leş­ti­re­cek, di­nin ha­ki­ka­tiy­le ya­şan­ma­sı­nı ko­lay­laş­tı­ra­cak kâ­mil ve mü­kem­mil dost­la­rı­nı bu üm­me­tin için­den ek­sik et­me­miş­tir, kı­ya­me­te ka­dar da et­me­ye­cek­tir.

 

Bu iş Hz. Pey­gam­ber’e (s.a.v) vâ­ris ol­mak­tır. Ema­net çok bü­yük, çok kıy­met­li ve çok na­zik­tir. Onu ta­şı­ya­cak kim­se­le­rin hem âlim hem ârif ol­ma­sı şart­tır. Onun için mür­şid ilim ir­fan sa­hi­bi edep­li ki­şi­ler­den se­çi­lir. Ger­çek­ten ter­bi­ye ol­ma­yan kim­se baş­ka­sı­nı ter­bi­ye ede­mez.

 

Bü­yük ve­lî Ebû Hafs el-Had­dâd (k.s) ta­sav­vuf yo­lu­nun ne ol­du­ğu­nu kı­sa­ca şöy­le ta­rif et­miş­tir:

 

“Ta­sav­vuf bü­tü­nüy­le edep­ten iba­ret­tir. Her anın, her ha­lin ve her ma­ka­mın ken­di­ne gö­re bir ede­bi var­dır. Her va­kit ede­be ri­ayet eden kim­se, Al­lah dos­tu olur. Ede­bi ko­ru­ma­yan kim­se, her ne ka­dar ken­di­si­ni gü­zel bir hal­de zan­net­se de esa­sen onun Hak ka­tın­da de­ğe­ri yok­tur. Bu kim­se ken­di­si­nin ilâ­hî hu­zur­da ka­bul gör­dü­ğü­nü dü­şün­se de, as­lın­da ora­dan çok uzak­ta­dır.” (Hüc­vî­rî, Keş­fü’l-Mah­cûb, s. 51; Süh­re­ver­dî, Avâ­rif, s. 54)

 

Bu oku­la sa­mi­mi­yet­le gi­ri­lir, edep­le çı­kı­lır. Sab­re­dip de­vam eden­ler Al­lah’ın iz­niy­le he­de­fe ula­şır, ilâ­hî dost­luk ma­ka­mı­na eri­şir. Yü­ce mev­lâ­ya dost olan­la­ra ne mut­lu!

 

MUHAMMED SAKİ ELHÜSEYNİ

Yazı HAYAT DENGEMİZ kitabından alınmıştır.

 

1 thought on “TASAVVUF NEDİR?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir